HER KİTAP YENİ BİR DÜNYA...

HER KİTAP YENİ BİR DÜNYA...

26 Aralık 2017 Salı

HARİKA BİR KİTAP "BAŞLANGIÇ"



ARKA KAPAK BİLGİSİ

Kim olursan ol, neye inanırsan inan,
Çok yakında her şey değişecek...

Genç adam, aniden üç büyük dinin temsilcilerine döndü. “Şaşırtıcı bulacağınızı tahmin ettiğim bilimsel bir buluşum sebebiyle bugün buradayım. İnsanlık deneyimimizin en temel iki sorusuna cevap bulma ümidi ile yıllardır peşinden koşuyordum. Bu bilginin tüm inananları derinden etkileyeceğine inanıyorum. Nasıl desem, ‘yıkıcı’ diye tanımlanabilecek bir değişikliğe sebep olabilir. Birazdan
görecekleriniz, dünyayla paylaşmayı umduğum sunumun kaba bir kesiti. Fakat bunu yapmadan önce dünyanın en etkili din adamlarına danışmak, en çok etkilenecek kişilerce nasıl algılanacağını öğrenmek istedim.”

Piskopos, haham ve ulema birbirlerine baktılar, sıkılmış görünüyorlardı. Piskopos, “İlginç bir girizgâh Bay Kirsch. Bize gösterecekleriniz dünya dinlerinin temelini sarsacakmış gibi konuşuyorsunuz," dedi. Genç adam kutsal metinlerin saklandığı bu eski mahzende etrafına baktı. Temellerini sarsmayacak, yıkacak, diye düşündü. Din adamları üç gün içinde bu sunumu bir etkinlikle insanlara duyuracağını bilmiyorlardı. Bunu yaptığında tüm insanlar, dini öğretilerin gerçekten de ortak bir noktası bulunduğunu anlayacaklardı: Hepsinin tümden yanlış olduğunu...

Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?

İnsanoğlunun var olduğu günden beri cevabını bulmaya çalıştığı bu temel soruya cevap bulma iddiasındaki bir fütüristin tam da keşfini açıklayacağı gece her şey trajik bir biçimde karanlığa gömülür. Eski öğrencisinin sunumuna davetli olan Simgebilim Profesörü Robert Langdon söz konusu keşfi öğrencisinin anısına dünyaya duyurmaya karar verir. Ancak, kendisini bekleyen şifrelerden, acı sürprizlerden ve ölümcül fanatiklerden habersizdir...
KİTABIN YORUMU
Dan Brown'un okuduğum ilk kitabı olması nedeniyle baya etkileyiciydi.Dili okuru sıkmıyor.Akıcı, sade ve anlaşılır bir yapısı var.Kitap Ünlü bilim adamı Edmond Kirsch dünyaya duyurmak istediği yeni buluşu ile başlıyor.Tabi bunu duyurmadan önce bazı endişeleri var ve bu endişelerini tüm dinleri ileri gelen din adamlarıyla görüşüyor.Daha sonra olaylar,ölümler ve kovalamaca başlıyor.Aslında kitap hakkında daha fazla bilgiyi buraya yazabilirim.Fakat ne yazarsam yazayım spoiler olur.Onun için fazla ayrıntıya girmek istemiyorum.
 Kitabı okurken acaba şimdi ne olacak diye bir heyecanla okudum.Eğer halen okumadıysanız kesinlikle tavsiye ederim.Ciddi emek verilmiş bir kitap. Birde şöyle bir güzellik var bu kitap da.İçinde geçen önemli yerlerin resimlerine google dan bakınca bazı tabirler, betimlemeler tam yerine oturuyor. 
Kısaca ben çok beğendim kitabı.Size de iyi okumalar dilerim...

26 Kasım 2017 Pazar

KARA NEHİR



ARKA KAPAK BİLGİSİ
İçimdeki çocuğun umudunu kırarsam bir daha ayağa kalkamam biliyorum. Renklerin yok olduğu, is kokan bu madenci kasabasına daha çok küçükken gelmeyeceğime dair yemin etmiştim. Ama şimdi 1912 yılının haziran ayında tamamen kimsesiz ve ıssızım, dahası olmaktan korktuğum yerdeyim. Yanlarında kalmak zorunda olduğum insanların gözünde uğursuz bir sığıntıyım belki de…
Kara Nehir… Bu kasabanın adı bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyor. Küçücük çocukların okul yerine çalışmak için maden ocağına gitmesi beni kahrediyor. Bir avuç kömür, bir lokma ekmek için o küçücük bedenlerin yok olması, annelerin döktüğü gözyaşları içimi acıtıyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Baktığım her çaresiz yüzde kaybettiğim erkek kardeşimi görüyorum. Neden beni kurtarmadın diyor sanki…
Artık bundan kaçışım yok, sustuklarımı dile getirme vakti geldi. Ben, Emma Malloy, tek başına da kalsam kömür tozunu hava diye ciğerlerine çeken o küçük çocuklar için mücadele edeceğim. Belki de yıllar önce solan vicdanımın çiçekleri yeniden açar. Belki de ıssız yanım bir aşkın şefkatiyle hayat bulur, kim bilir…

KİTABIN YORUMU
Arkadya Yayınlarından çıkan yine güzel bir kitap. Nereden buluyorlar böyle kaliteli yazarları bilmem ama romanların konuları çok sürükleyici oluyor.Kömür madeninde ve madenin bulunduğu kasabada geçen olaylar ile karşımızda kitap.Emma Malloy kitabın ana karakteri. Henüz on yaşında iken kısa süreli geldiği Kara Nehir kasabasında bir kaza sonucu erkek kardeşini kaybetmiştir. Bu olay sonucunda devamlı kendisini suçlamaktadır.Yaşadığı bu olay onda onarılamaz bir yara bırakır. Yıllar sonra bir yangında anne ve babasını ve sahip olduğu herşeyi kaybeder. Üzerine giyecek bir parça giysi bile kalmamıştır, yangın herşeyi yakıp kül etmiştir. Kötü olay bir türlü yakasını bırakmamaktadır.Yangından sonra kaldırıldığı hastaneden taburcu edilir. Yıllar önce ona kabus olan Kara Nehir kasabasına gidip teyzesi ile kalmak ya da düşkünler evine gönderilmek. O hiç istemese de teyzesinin yanına gitmek zorunda kalır. Kötü niyetli eniştesi, acımasız teyzesine rağmen ayakta kalmaya çalışır ve bu arada kasaba da dikkatini çeken ölümler,sakatlanmalar olmaktadır.Neler olduğunu anlamak ve kömür madeninde zor şartlar altında çalışan bu insanlara yardım etmeye karar verir.Önüne bir sürü engel çımasına rağmen Emma bunu başarır ve Kara Nehir kasabasının kaderini tek başına değiştirir.
Kitabın sürükleyici bir dili vardı.Okurken hiç sıkılmadım.Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.

  


İYİYİM OTURUYORUM

ARKA KAPAK BİLGİSİ

“5 Ağustos 1989 Ankara doğumluyum. Yirmi sekiz senedir işler umduğum gibi gitmiyor; ama yine de iyi ki doğdum. Bu fırsat insanın ayağına kaç kere gelir? Cübbe, stetoskop veya T cetveliyle yapılabilecekler sınırlıdır. Fakat un için sayısız olasılık var; o sebeple ev hanımıyım. Kışın yazlıkları, yazın kışlıkları hurçta, bezelyeleri buzlukta saklarım. Yes veya no gibi şeyleri yok sayamayacağımız için, gönül rahatlığıyla İngilizcem var diyebilirim. Fakat diğer dillere anlam veremiyorum. Bu kadar dille ne yapmaya çalışıyorsunuz?”
Ceylan Taş, ilk kitabı İyiyim Oturuyorum ile okuyucuyu ev hanımlığı, evlilik, annelik, komşuluk deneyimlerine konuk ediyor, elbette ağlayan kekler ve kısırlar eşliğinde. Çayınızı kapın, bazen kahkahalara boğacak bazen hüznüyle boğazınıza düğümlenecek, bu kitapta kendinizi bulacaksınız.  Çünkü İyiyim Oturuyorum yorganın altında on üç saat ağladıktan sonra hayata devam eden tüm güçlü kadınların manifestosu!

KİTABIN YORUMU

Yazarın ilk kitabı olması nedeniyle açıkcası biraz çekinerek aldım.Ama internette araştırma yapınca pişman olmayacağımı anladım.Çünkü Ceylan Taş hakkında çok güzel yorumlar yapılmıştı.Çok az olumsuz eleştiri okudum.Daha sonra hemen kitabı okumaya başladım.Ve inanın hiç pişman olmadım.Çünkü öncelikle yazarın dili o kadar sade ki sanki karşımda oturmuş benimle sohbet ediyordu.Yaşadıkları,hayatı,tecrübeleri çok tanıdık geldi.Tepkilerine kimi zaman güldüm kimi zaman da üzüldüm.Kendimden çok şey buldum.Kışın ortasında ve hamileyken taşınması, yaşadığı apandist ameliyatı,oğlu yiğite okul bulma telaşı vs vs.Hepsi benim hayatımda olan şeylerdi.Çoğu zaman aaa bunu da yaşamış dediğim sıkıntıları olmuştu.Okumanızı tavsiye ederim. Ceylan Taş bizden bizim gibi sıcak ve samimi birisi.

9 Kasım 2017 Perşembe

Severek Okuyacağınız Bir Kitap



Arka Kapak Bilgisi

Evlat sevgisinin sınırı nedir? Bir anne evladı için neleri göze alabilir?
Yıllarca beklediği o gün gelip çatana dek Twyla da bu soruya cevap veremezdi. Hatta biricik bebeği Charlie’yi kucağına aldığı o ilk anda bile evlat sevgisinin, onu şimdi olduğu yere getireceğini asla tahmin edemezdi.
Dylan ve Twyla çifti, oğullarını dokuz ay boyunca heyecanla, umutla hayallerle beklemişti. Fakat kader bazen hayallerimizle aynı fikirde olmazdı. Twyla da hayatının bir daha asla eskisi gibi olmayacağını, Charlie doğduktan çok kısa bir süre sonra anlamıştı. Çünkü Charlie kördü.
Twyla ne olursa olsun evladını olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini bilse de, onu böyle bir geleceğin beklediği fikrine bir türlü katlanamıyordu. Evladının gökyüzü kapkaranlıktı. Artık hayattan, onun için bambaşka, masmavi bir gökyüzü istemek dışında hiçbir beklentisi yoktu. Bu da ancak ciddi bir ameliyatla mümkündü. Peki, kendi istekleri minicik bir bebeğin, hem de kendi bebeğinin hayatını riske atmaya değer miydi?
Bazen kader bizi en sevdiklerimizle sınar ve sevgimizin sınırlarını bizi âdeta uçurumun kenarına kadar getirerek ölçer. Bir Başka Gökyüzü, evladı için uçurumun kenarına tutunmaya çalışan bir annenin öyküsü. Hayatında sevgiye yer olan herkesi derinden etkileyecek olan bu kitap, size sevginin gerçek anlamını bir kez daha sorgulatacak.

Kitap Hakkında Yorumum

Anne demek son nefesine kadar çocuklarını koruyup onların mutluluğu için elinden ne geliyorsa yapmak demekmiş.İki çocuk annesi olarak bunu erken yaşta öğretmek çok güzel bir duygu.Bir annenin evlatları için yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Tıpkı kitaptaki ana karakterimiz Twyla'nın yaptığı gibi.Oğlunun dünyayı görmesi, mutlu olmasıiçin etrafındaki tüm olumsuzluklara rağmen mücadele etmesini anlatıyor.Bence Charlie'nin de dünyayı görmesi gerekiyordu.Evet bazı doğumlar sıkıntılı oluyor.Her doğan çocuk dört dörtlük olmuyor.Fakat kadere razı gelmeyip onun için en iyisini yapmak gerekir.Twyla da aynen onu yaptı.
Kitabı okurken yeri geldiğinde eşi Dylan'ın kaygılarına da hak verdim ama sanki Dylan annesinin çok fazla etkisinde kalıyordu. Tüm medya haklarında olumlu olumsuz bir sürü haber yaparken kayıtsız kalmayı başarmak gerçekten zor olsa gerek.Ama tüm olumsuz mektuplara rağmen sonucun Charlie için güzel olmasına çok sevindim.Okurken kendimi o kadar çok kaptırdım ki.Kendimi Twyla'nın yerine koyup gözlerimin dolmasına engel olamadım.
Arkadya Yayınlarına güzel bir kitabı bizlerle buluşturduğu için ayrıca teşekkür ederim. Kapağın görselliği, kitabın baskısı ve kalitesi gerçekten verdiğiniz paraya değiyor.
Bence okunması gereken bir kitap.Tavsiye ederim.Pişman olmayacaksınız.



30 Ekim 2017 Pazartesi

Merhaba

Herkese Merhaba 😊

Bloggum da sizlere bugüne kadar okuduğum ve bundan sonra okuyacağım kitaplar hakkında paylaşımlar yapacağım. Sayfam da kitap tanıtımları, kitap yorumları ve kitap özetleri hakkında herşeyi bulabilirsiniz. Yazacağınız her yorum benim için çok kıymetlidir.


HARİKA BİR KİTAP "BAŞLANGIÇ"

ARKA KAPAK BİLGİSİ Kim olursan ol, neye inanırsan inan, Çok yakında her şey değişecek... Genç adam, aniden üç büyük dinin t...